Hokand Hanlığı
Bugünkü Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan ve Doğu Türkistan sınırlarını içine alan bölgede varlığını sürdürmüş hanedanlık.
Bu makalede Hokand Hanlığı (1709-1876) dönemindeki Uygurların faaliyetleri araştırılmaktadır. Yazılı kaynaklar ve bilimsel araştırmalara dayanılarak onların Hanlıktaki siyasi, sosyal ve iktisadi süreçlere katılım derecesi incelenmiştir.
Uygurların Hokand Hanlığının merkezi toprakları olan Fergana bölgesindeki birçok yerleşim merkezinde yerleşik hayat sürdüren toplumlar arasında yaşadıkları, inşaat ve sulama işlerinde faaliyet gösterdikleri, Hotan-arık, Çinabad gibi kanallar kazdıkları, Hanlığın merkezi arazilerinde bulunan göçebe toplumların yerleşik hayata geçmelerine katkıda bulundukları anlaşılmaktadır. Onların çiftçilik ve zanaatla uğraştıklarına dair bilgiler bulunmaktadır.
Doğu Türkistanlı Uygurların Hokand Hanlığında edindikleri rolü özetleyecek olursak, onların 19. yüzyıl boyunca Çin baskısından kaçarak Hanlık topraklarına sığındıkları, bazen de Hokand hanlarının Çin’e karşı yürüyüşleri sırasında Uygurları Fergana bölgesine göçe davet ettikleri anlaşılmaktadır. Sayıları birkaç bini aşan Doğu Türkistanlılar, Hanlığın Nemengan, Andican, Hokand, Hocend, Oş gibi başlıca şehirlerine ve onların civarlarına taşındıkları ve zamanla yerli ahaliye karıştıkları görülmektedir.
Anahtar Sözcükler: Uygur, Hokand Hanlığı, Orta Asya, Doğu Turkistan, Diaspora.
Orta Asya’nın tarihte Batı Türkistan (bugünkü Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan toprakları) ve Doğu Türkistan olarak bilinen, bugünlerde ise Orta Asya ve Çin’in Sincan-Uygur Özerk rayonu olarak adlandırılmakta olan bölgeleri halkları arasındaki ilişkiler çok eski tarihlerden beri devam etmekte olan süreçlerden biridir. Tanrı Dağları ve Pamir sıradağları bu iki bölgeyi ikiye ayırsa da kültürel, sosyal ve iktisadi ilişkiler karşılıklı olarak süregelmiştir. Özellikle, çeşitli siyasi istikrarsızlıklar ve iktisadi buhranlar nedeniyle her iki bölgede bulunan toplumların birinden diğerine göç ettiği bilinmektedir. Zamanla onlar göç ettikleri bölgenin sosyal, iktisadi ve kültürel hayatına katılarak yerli ahaliyle kaynaşmışlardır. Çalışma, Doğu Türkistanlıların Hokand Hanlığı (1709-1876) topraklarındaki faaliyetlerine ilişkin birçok tarihi gerçeği aydınlatmayı amaçlamaktadır.
Konuyu araştırırken başta Çin ve Rus kaynakları olmak üzere miladi 18-20. yüzyıllara ait Fars-Tacik ve Türk dilinde yazılan el yazma eserlerdeki bilgilerden yararlanmaya özen gösterilmiştir. Örneğin, Zeyniddin Muhammed Emin Sedri Kaşgarî’nin “Eser’ül-Fütüh”, Şah Mahmud b. Fazil Çuras’ın “Salname”, Seng Muhammed Bedehşanî’nin “Tarih-i Bedehşan”, Muhammed Hakimhan’ın “Münteheb’üt-Tevarih”, İmam Ali Kunduzî’nin “Tevarih-i
Menzume”, Mirza Muhammed Heyder’in “Tarih-i Reşidi” eserine Muhammed Şerif’in ilavesi, Mirza Şems Buharî’nin Buhara, Hokand ve Kaşgar hakkındaki hatıraları, Molla Niyaz Muhammed’in “Tarih-i Şahruhî”, Mirza Alim Muşrif’in “Ensab’üs-Selatin ve Tevarih’ül Havakin”, Muhammed Salih Taşkendî’nin “Tarih-i cedide-i Taşkend”, Muhammed Yunus Taib’in “Tarih-i Alıkulı Emirleşker”, Avaz Muhammed Attar’ın “Tarih-i Cihannemai”, Tacir’in “Garaib-i sipah”, Dilşadi Barna’nın “Tarihi Muhaciran”, Üveysî’nin “Vakaati Muhammed Ali Han”, Muhammed Aziz Margilanî’nin “Tarih-i Azizi”, Ebu Ubeydullah Muhammed’in “Hulaset’ül-Ahval”, “Encum’üt-Tevarih”, Mirza Şemsiddin Buhari’nin “Tarih-i ceng-i Emir Nasrullahi ve Muhammed Ali Han”, Mirza Kalander Muşrif İbrahimî’nin “Şahname-i Ömer Hani”, Ebu el-Azim Sami’nin “Tuhfe-i Şahi”21, İshakhan Töre’nin “Tarih-i Fergana”, Molla Alim Mahdum’un “Tarih-i Türkistan”, Molla Halbek b. Molla Musa Andicani’nin “Garibname”, Mahmud Hakim Yayfani’nin “Hulles’üt-Tevarih”, Muahmmed Fazilbek’in “Mükemmel tarih-i Fergana”, “Şahname-i Mutrib”, Abdulgafur’un “Zafarname”, Bknazar’ın “Emirleşker cengnamesi”, “Şahname-i Endelib”, Kurban Ali Ayaguzi’nin “Tarih-i Hamsa-i Şarki”, Molla İbrahim Fanahi’nin “Şarki Türkistan Tarihi”, Muhammed Sıddık Ruşdi’nin “Tezkiret’ül-Evliya-i Türki”, Bilal Nizam’ın “Gazat der mülki Çin”, İlyas Ahund’un “Kaşgar tarihi” gibi el yazma eserlerindeki Doğu Türkistan tarihine ait bilgiler hala netlik kazanmamıştır. Adı geçen kaynakların çoğunda Hokand Hanlığı tarihi ile birlikte Hanlık topraklarına göç eden Doğu Türkistanlılara dair bilgiler de bulunmaktadır.
15. yüzyıl tarihçisi Abdurezzak Semerkandi’nin “Metle’üs-Sedeyn” eserinde bu konuyla ilgili şu ifadeler yer almaktadır: “Emirzade Ömer Şeyh Kaşgar’a gitti. Moğulistan (Doğu Türkistan) hanı Hızır Hoca Oğlan ve Hudeydad Moğol şehrini (Kaşgar’ı) bırakıp gitmeye mecbur kaldılar. Emirzade Ömer Şeyh Hudaydad Moğol’un anasını ve Emir Aka’yı hem de onların heremlerini ele geçirerek onları Semerkand’a yolladı. Kaşgar ahalisini de Andican’a taşıdı”. Hokand Hanlığı topraklarına göç eden Uygurların nüfusu üzerine tarihi kaynaklarda farklı bilgiler bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda Uygurların nüfusu 324 bin olarak gösterilirken diğer kaynaklarda 1860’lı yıllara kadar Hokand topraklarında 200-250 bin Kaşgarlının bulunduğu belirtilir.
Hokand Hanlığına gelip yerleşen sığınmacıları tarihi kaynaklar ve çeşitli edebiyatlardaki bilgilere dayanarak sosyal katmanlarına, etnik kökenine ve yaşadığı mekanlara göre birçok gruba ayırabiliriz. Onların arasında Yarkentli, Uç-Turfanlı, Hotanlı, Kuçarlı, Aksulu vb. içinde Kaşgarlılar çoğunluğu oluşturmuşlardır. Etnik olarak sığınmacılar Uygur, Dungan, Kaşgar çingeneleri ve diğer etnoslardan oluşmuşlardır. Onların arasında toplumun çeşitli sosyal
katmanlarından temsilciler, yönetici sınıf vekilleri, ileri gelenler, çiftçi, zanaatçı, şair ve bilim adamları, bulunmuştur. Dönemin yazılı kaynaklarında bu sığınmacılar için “Tağlık” (Dağlı) tabiri kullanılmıştır. 1850-1858 yıllarında Doğu Türkistan’a giden Kazak ileri gelenlerinden biri olan Çokan Valihanov bu tabir üzerine şöyle bir açıklamada bulunur: “Dağlı – bu tüm Küçük Buharalıları (Uygurları-yazar.) düzlüklerde yaşayanlardan ayırt eden adlardan biridir, Hokand Hanlığında Doğu Türkistanlı mültecilere nispeten kullanılmıştır”. Hokand Hanlığında bu tabirin faal olarak kullanıldığına dair bilgiler bulunmaktadır. Yerli ahali Hokand şehrinin ana kapılarından birini “Tağlık dervazası”, bu kapı aracılığıyla Doğu Türkistan’a giden yolu “Tağlıklar yolu” olarak adlandırır. Bunun yanı sıra, şahıs adlarına da Tağlık “Dağlı” sözcüğü eklenmiştir. Yusuf Mingbaşı Tağlık45, Yunus Tağlık vs. örnek olarak gösterilebilir.
Hokand hükümdarı Ömer Han (1810-1822), 19. yüzyılın ilk yıllarında askeri reformlar yaparak Hanlıktaki çeşitli etnik gruplardan oluşan askeri birlikler oluşturmuştur. Toplamda 50 kişiden oluşan farklı tuğlar (askeri bölümler) oluşturulmuş ve onlara Tuğbaşı veya Tuğbeği başkanlık yapmıştır. Afganlardan oluşan “Tuğı Afgani”, Taciklerden oluşan “Tuğı Taciki”, Doğu Türkistanlılardan oluşan “Tuğı Tağlık” onlar arasındaydı. “Tuğı Tağlık”a Tuğbegi olarak Kaşgar’dan gelen Yusuf Kaşgari tayin olunmuştur. Bu askeri birlik Hokand Hanlığının sürdürdüğü savaşlara faal olarak katılmıştır. Hizmetlerinden dolayı ona “Dadhah” unvanı verilmiştir. 1812 yılında Hanlığın yüksek rütbelerinden olan Mingbaşı (Binbaşı)lığa atanır ve Hanlık ordusunun baş komutanı, yani Emirleşker olarak tayin olur.19. yüzyılda yaşayan tarihçi Molla Alim Mahdum Hacı “Tarih-i Türkistan” eserinde: “Ömer Han nihayetde asayişte hükümranlık eyleb, andın keyin (Mingbaşı) Gülişahi Margılanlıknı Hokandga hakim kılıb, anıng ornıga Yusuf Kaşgarini Mingbaşı ve Emirleşker kılıb meslehet eylebdürkim” (Ömer Han, son derecede refah içinde yöneticilik yapıp, sonradan (Binbaşı) Margılanlı Gülişah’ı Hokand’a hakim tayin ederek onun yerine Yusuf Kaşgari’yi Binbaşi ve Emirleşker tayin etmişti.) der.
Yusuf Kaşgari, Ömer Han tarafından Hokand askeri kuvvetlerinin yeni başkomutanı olarak orduya başkanlık yapmış ve 1818 yılında Buhara Emirliği ile nizalı bölge olan Oratepe üzerine gönderilmiştir. Ordu, üç gün zarfında Oratepe’den Semerkand civarlarına ulaşan toprakları ele geçirmiştir. Bu askeri zaferlerden sonra ikna olan Ömer Han, Molla Alim Mahdum Hacı’nın kaydettiklerine göre başkomutana “şahane surepa inam eyleb, hizmet körsetgen yiğitlening her kayularıga surepa ve münasib ahvali emel ve yarlık berib, keltürgen olcanı yiğitlerge taksim kılıb bermakka fermayiş eylebdür” (Şahane kıyafetler hediye ederek emeği geçen askerlerin hepsine kıyafet ve levazim ve yarlık verip, elde edilen ganimetleri askerlere bölüştürülmesine ferman vermiştir). Yusuf Binbaşı Tağlık önderliğindeki Hokand Hanlığı ordusu Taşkent, Türkistan, Deşti Kıpçak’a kadar yürümüş ve bu toprakların belirli bir kısmını Hanlık sınırlarına katmıştır. Sonuçta devletin ileri gelenleri ve askeri kitlesi arasında “Dağlıların temsilcisi” Yusuf Kaşgari’nin nüfuzu artmıştır.
Hatta Ömer Han onun kızını Muhammed Ali Han’la evlendirerek akrabalık bağlarını kurmuştur. O sadece Hanlıktaki askeri işlerde değil, devlet ve toplum hayatında da önemli yerler edinmeyi başarmıştır. Kaynaklarda Ömer Han vefat ettiğinde Yusuf Kaşgari’nin onun defin merasiminde yer aldığı kaydedilir. “Muhammed Ali’nin kaynatası Yusuf Mingbaşı Tağlık serkerde ve umeraya başkan ve meslehet başı imiş. Tahtın etrafına muhafazat
(koruma) için has ve mutelid adamları tayin ederek, ondan sonra Ömer Han’ın vefatını aşikâr eylemiştir. O gün güya kiyameti sağır (küçük kiyamet) berpa olmuş gibi tüm büyük ve küçük, emir ve vezir, şah ve geda Ömer Han’a yas tutup ağlayarak cenaze için dehmeye gitmiştir. O esnada halkın kalabalığından cenazeyi sokakta götürmenin imkânı bulunmamış Yusuf Mingbaşı onu bin meşakket ile dehme-i şahane getirerek anne babaları yanına defnetmiştir» diye yazmaktadır. Ömer Han vefat ettiği vakit Muhammed Ali Han 14 yaşında idi. Yusuf Mingbaşı onu Hokand tahtına oturtarak devlet yönetimini kendi eline almıştır. Ancak, Muhammed Ali Han’ın yönetiminin beşinci yılında aralarında anlaşmazlık boy göstererek Hokand Hanı kayınpederini Margilan şehrine hâkim olarak yollamıştır. Daha sonra ise Yusuf Kaşgari bu görevinden azledilerek hacca gönderilmiştir. Kaynaklarda Yusuf Kaşgari’nin yolculuk sırasında öldüğü yer almaktadır.
Hokand hükümdarı Muhammed Ali Han (1822-1842) kendi ordusuyla 1826-1827 yıllarında Doğu Türkistan’a saldırmıştır. Ancak, onun askerleri Doğu Türkistan’ın Kaşgar şehrinde bulunan Çin (Mançur) askeri ve idari karargâhlarından biri olan Gülbağ kalesini kuşatırken Hokand’a dönmeye mecbur kalmıştır. Onun Hakkulı Leşkerbaşı başkanlığındaki bir kısım askeri Çinlilere karşı isyan çıkaran Cihagir Hoca’ya yardım için görevlendirilmiştir. Fakat 15 gün içerisinde Çinlilerin Gülbağ kalesini ele geçiren Hakkulı başkanlığındaki Hokand ordusu Doğu Türkistan’ın diğer topraklarını da ele geçirmeye başlamıştır. Bunun üzerine Mançur hükümeti hemen Çin’in Şansu, Gansu, Haylon, Şandung, Çaylung gibi vilayetlerinden 36 bin asker, 20 bin at, 10 binden fazla deve ve toplam 70 bin ordu ile önce Aksu’ya ve sonradan Kaşgar’a yürümüştür. Sonuçta Hokand Hanlığının askerleri Hakkulı önderliğinde 70 bin Uygur ailesini Hanlık topraklarına götürmüş ve onları buradaki şehirlere yerleştirmiştir. Hokand tarihçilerinden Muhammed Salih Hoca “Tarih-i Cedide-i Taşkend” adlı eserinde Doğu Türkistanlı bu mültecilerin durumu hakkında şunları söylemektedir:
“Hokand Hanı Muhammed Ali Han 12.600 mülteciyi Oş, Andican, Şehrihan, Nemengen, Margilan, Törekorgan, Hocend, Oratepe, Kurama ve Taşkent vb.
şehirlere yerleştirmiştir. Yazılı kaynaklarda Yusuf Mingbaşıdan başka Hanlığın siyasi hayatında önemli yer edinen diğer “Tağlık”lar hakkında da bilgiler bulanmaktadır. Örneğin, 1856-1857 yıllarında Andican’ın hâkimi Hoca Kelan Kaşgari, Hokand hükümdarı Melle Han (1858-1862) döneminin ileri gelen isimlerinden biri olan Molla Fethiddin Hekim Kaşgari vb. şahsiyetlerin de Hanlığın siyasi hayatında önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır.
18. yüzyılın son yıllarında Hotanlı mülteciler tarafından Hotanarık, 19. yüzyılın ortalarında ise Çinabad arığı kazılmıştır. Bu sulama kanalları aracılığıyla boş araziler sulanarak çöl araziler bahçelere dönüştürülmüştür. Bunun yanı sıra, mültecilerin yerleşmesiyle yaylaların kısalması ve sonuç olarak göçebe Kıpçak, Kırgız boylarının yerleşik hayata geçmesine zemin hazırlamıştır. Bazı zenginlerin hayvanlarını ve arazilerini Doğu Türkistanlı mültecilere sattıkları görülür. Fakirleşen göçebe ahali ise mülteciler ve yerli ahalinin etkisiyle yerleşik hayata geçmeye başlamıştır. Artık bölgenin yerlisi haline gelen mülteciler çiftçilikle uğraşmaya başlamışlar ve kavun, karpuz, kabak, soğan, havuç gibi sebze ve diğer gıdalar pazarlara götürülmüştür. Bununla birlikte, mülteciler çeşitli zanaatları da öğrenmişlerdir. Onların ürettikleri çeşitli zanaat ürünleri Oş, Andican ve diğer şehirlerde satılmıştır. Mültecilerin Hokand Hanı Hudayar Han Ordası (karargâhı) inşasında da faal olarak iştirak ettikleri bilinmektedir.
Doğu Türkistanlı mülteciler arasında Hanlık topraklarında daimi olarak yaşamaya başlayanlarla birlikte ilkbaharda Hanlık topraklarına gelip, sonbahara kadar buralarda çalışıp yeteri kadar meblağ topladıktan sonra ailesine dönenler de bulunmuştur. Yine de Hokand Hanlığı topraklarında bulunan Doğu Türkistanlıların çoğunluğunu burada sürekli olarak yaşamayı tercih eden insanlar oluşturmuştur. Bu gruplar Hanlığın yerli ahalisiyle etkileşim içinde bulunmuştur. Günümüze kadar Fergana ahalisi arasında korunmakta olan Uygur mutfağı, kuyumculukta devam eden kaşkarbaldak, mimarideki eyvan, Kaşgarca baca78, ağaç oymacılığı ve çanak çömlekçilikteki Kaşgarça usuller bu sürecin sonucudur.
Böylece Doğu Türkistanlı mültecilerin Hokand Hanlığının siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel hayatına faal olarak iştirak ettikleri anlaşılmaktadır. Birçoğu Hanlıktaki çeşitli görevlerde yerli ahaliyle birlikte görev almışlardır. Özellikle, askeri görevlerde bulunan mülteci sayısı oldukça fazladır. Çiftçilik ve sulama işlerinde, zanaatın çeşitli dallarında ve ticarette yerli halk ile yan yana çalışmışlardır. Bu tarz ilişkileri araştırmak Orta Asya tarihi açısından önemlidir.




